İçimde
anlamadığım belki de bildiğim ama anlamlandırmaktan korktuğum bir ruh gezinip
bütün iç tellerime ayaklarını, ellerini sürtüyor; titriyorum… Aklım her
zamankinden karışık ve berrak. Bütün karmaşıklığı gözümün önünde perdeye düşmüş
rengarenk bir film gibi… Sanki bu defa ,birini ötekinden ayırmak istemeyecek
kadar sevdiğim bir filmin kahramanları gibi duruyor karşımda bu karmaşık
ruhumun figürleri. Çok tanıdık çok bildik bir rengi var. Çok uzak, belki hiç
ulaşılmamış bir hal.. elimi uzatsam tutacağım. belki…
Bazen herkes gibi alıp başımı insanın dokunduğu her şeyden uzaklaşıp o yere gitmek istiyorum. Duydunuz mu bilmiyorum, hani küçük ahşap bir kulübenin ağaçların arasında olduğu , çevrenin yemyeşil ve binbir renkli çiçekle örtülü olduğu, yakınında akan bir dere ve ensesinde ulu dağların olduğu, geceleri de samanyolu dahil çıplak görseniz de doğal olarak gezegen olduğunu anlamayacağınız trilyonlarca yıldızı bir arada göreceğiniz bir gökyüzü olan o yeri kastediyorum. kışın zar zor ısıtabileceğiniz ve soğuğunu bir tarafınızda iyice hissedince fazla oldu biraz da insan yüzü görmeye gitsem fena olmaz deyip bu kez de kardan, çamurdan çıkamayacağınız o aynı zamanda kış ortasındaki ürkütücü yer. yazın cenneti, kışın cehennemi yaşayacağınızı bileceğiniz yerden bahsediyorum. bazen birkaç parça eşya ve giysi alıp o yere gitmek istiyorum. nasıl bulacağım da belli o yeri , yetenekli yeğenim de muhtelemen resim defterine çizmiştir . çizdiği bir haritadan faydalanıp oraya gidebilirim. elimle ...
Yorumlar
Yorum Gönder