Ana içeriğe atla

Düşler ve Düşüşler Üstüne




Kısa denen hayatımıza almaya çalıştığımız birkaç büyük ,geriye kalan orta ve çeşit çeşit küçük hedef ya da anlam nesnesi içerisinde her gün gözümüzü açıp bir koşuşturmaya dalıyoruz. O hengamede düşünme fırsatı bulduğumuz kısacık anlarda, kelimeler ,cümleler , hayaller, hedefler ,kıyaslar birbirini öteleyip, itişirken kendimizi olduğumuz noktada küçük şeyleri önemsememiş büyük amaçları da bazen ertelemiş bulabiliyoruz. Benim kendimi öyle bulduğum olur. Sonra o karmaşaya adım atıp devam ederken günün nasıl geçtiğini bir türlü anlayamıyoruz. Sonunda , yorgunluğun eklemlerimizi sızlattığı ve ağrı olarak vücudumuza saldırdığı o anlarda gerçekle yüz yüze gelmenin ağırlığını hissedebiliyoruz... Gerçekler! Hani hepimizde farklı olan idealler ile geldiğimiz ,ilerleyebildiğimiz nokta arasında kalan yapamadığımız ve altında ezildiğimiz gerçekler .. Sınırlarını i çizdiğimiz, var olmayı istediğimiz, anılmayı hayal ettiğimiz  ama teğet geçerken bile zorlandığımız"biz " ile olabildiğimiz biz ve bir kısmına yakın anıldığımız gerçekler. . .

Acaba her insanda böyle midir ; yoksa bazılarında mı böyledir diye düşünürüm bazen.

İdeallerine ulaşan  mutlu bir kesim vardır gözümüzde kendimizi kıyas ettiğimiz , o kesim mesela gerçekten o ideallere kavuştu mu, kavuştuysa gerçekten o kadar mutlu mu ? Diyelim ki Mecnun Leyla'ya kavuşabilseydi muvaffak olacak mıydı ? Hayatı Aslı'nın sevgisine sığdıran Kerem Aslı'ya kavuşsaydı dünyayı da elde etmiş olacak mıydı ?

İdeal işi elde eden genç geriye dönüp  baktığında keşkelerden uzak mıdır ya da kaç saat uzaktır yaşlılık demlerinde ?

Biz kimiz ? Ne için varız? Mutluluk nedir ?



Var ile yok arasında yaşadığımız küçük tsunamilerin bizi getirdiği nokta ne kadar yaklaştırır bizi istediğimiz hayata , ne kadar uzaklaştırır , ya da akıntıyı gerçekten de tersine çevirmek mümkün müdür ?




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bu aşk burada...yiter...

anladım.nereden başladığın ya da nereye kadar geldiğin önemli değil bir çabada.ne yaptıysan bırak.artık zorlama.olduğu gibi bırak.ben bırakıyorum bugün.çabaladım.çabaladım.kaldım.bir şey olacaksa yerde izine illa ki rastlanır.olmayacak bir şey için iz varmış diye bir oyun uydurmaya gerek yok.anladık.yok.anladım yok.yok işte.ne söylediğin değil nasıl söylediğin "seni seviyorum"u aşan bir durum demek ki..bir ayağı başından beri çukurda olan "seni seven" o sevinin anlamı sende anlamsızsa, bendeki çaba da anlamsız.zorlasam kırılacak.zorlarsam kırılacağım demek ki.önceden sevdiğini söylemekteydi zorluk şimdi sevginin bir anlamı olmadığını kabul etmekte..hayırlısı.hadi bakalım.."bu aşk burada biter ve ben çekip ... "yiterim..

bisiklet travması ve içinden çıkamadığım çemberi kırma çabası

Başımdan geçen ve hayatımı kökten değiştirmiş olabilecek bir travmamdan bahsetmek istiyorum. Sanırım 9 ya da 10 yaşlarındaydım , kiracıydık, ev değişikliği yapmıştık ve emekçi ağabeyim, bozuk bisan bisikletini bu taşınma esnasında bir hurdacıya vermiş ve karşılığında benim için o an dünyadaki en güzel hediye olacak küçük ,eski, kimbilir kaçıncı elden düşme bir bisiklet almıştı. Diğer eşyaların arasına koyup yeni evimize doğru ilerledik. içim kıpır kıpır , acayip kelebekler yakaladım içimde . Ciddiyim, yol bitse de dokunsam derdindeydim ,resmen ağzımdan kulaklarımdan çıkıyordu kelebekler,uçuyordum yerimde ,utanmasam şarkı söylerdim bağıra bağıra ama utanan biriydim.Bizimkilerde ise yeni eve yerleşme telaşı hakimdi. O günden sonra ne zaman , bana ait  bir zamanım olsa  rokete biner sokağın bir ucundan diğer ucuna uçardım,dediysem de birkaç kilometreyi kastetmiyorum. toplasan 150-200 metrelik bir mesafeydi kullandığım pist.Çok hızlı sürerdim kendimce, en azından yürüye...