üç yaprak,tam üç yaprak düştü pencerenin dibine,biri kırık,biri küçük,biri sarıydı...aynı yapraktı.intihar değildi,farkında değildi,ölüydü...bir kadın uzaktı,bir kadın güzeldi,bir kadın sessizce beklemedeydi evinde,bilgisayarının önünde.akşam ve serin bir hava,karanlık ve kasvetli bir adam ,pencerenin önüne düşen yaprağı ufaladı,gözleri uykuda...kadın adamın rüyasında bir salıncakta bilgisayarını sallıyordu.bip sesiyle uyandı,baktı evinde değil iç acılarının toplamında adamın.
Bazen herkes gibi alıp başımı insanın dokunduğu her şeyden uzaklaşıp o yere gitmek istiyorum. Duydunuz mu bilmiyorum, hani küçük ahşap bir kulübenin ağaçların arasında olduğu , çevrenin yemyeşil ve binbir renkli çiçekle örtülü olduğu, yakınında akan bir dere ve ensesinde ulu dağların olduğu, geceleri de samanyolu dahil çıplak görseniz de doğal olarak gezegen olduğunu anlamayacağınız trilyonlarca yıldızı bir arada göreceğiniz bir gökyüzü olan o yeri kastediyorum. kışın zar zor ısıtabileceğiniz ve soğuğunu bir tarafınızda iyice hissedince fazla oldu biraz da insan yüzü görmeye gitsem fena olmaz deyip bu kez de kardan, çamurdan çıkamayacağınız o aynı zamanda kış ortasındaki ürkütücü yer. yazın cenneti, kışın cehennemi yaşayacağınızı bileceğiniz yerden bahsediyorum. bazen birkaç parça eşya ve giysi alıp o yere gitmek istiyorum. nasıl bulacağım da belli o yeri , yetenekli yeğenim de muhtelemen resim defterine çizmiştir . çizdiği bir haritadan faydalanıp oraya gidebilirim. elimle ...

Yorumlar
Yorum Gönder